Hoşgeldiniz
Hoşgeldiniz PDF Yazdır e-Posta
Mustafa ÖZBAŞ tarafından yazıldı   
Pazar, 27 Nisan 2008 13:59

 

Sitemizin adı özedönüş (Kuran'a dönüş). Aslında özeleştiri diye düşünülmüş ve planlanmıştı. Fakat bu özeleştiri, öze dönüş, dolayısıyle Kur'an'a dönüş'ü de kapsadığı için böyle oldu. Ama yine de özeleştiri vazifesini görecek.

 

Niçin özeleştiri? Rabbimiz Kıyame suresinin ikinci ayetinde kendini kınayan nefse and içiyor, bildiginiz gibi. Bizler müslümanlar olarak öncelikle hata ve kusurlarımız hususunda kendimizi hesaba çekmeliyiz. Bunun için Allah kendini kınayan nefse and içiyor.

 

Başkaları kusurlarımız hususunda bize ayna tutmadan biz kendimize, içimize bu aynayı tutabilirsek kendimizi daha kolay düzeltebilir ve hayatımızın setrinde ilerlemeler kaydedebiliriz. Gelin görün ki, bu da o kadar zor ki? Belki de nefislerimize en ağır gelen hususlardan biri bu. Eğer biz bunu yapmazsak başkaları bize ayna tutar. Ama onların da dost olanı var, olmayanı var. Dost olmayanlar kusurlarımızı büyük göstermek için özellikle ve maksatlı olarak dev aynası tutuyorlar. Kusurlarımızın abartılarak veya olduğu gibi yüzümüze vurulmasından da hoşlanmıyoruz. Bu da nefislerimize ağır geliyor. Düzelmek istiyorsak mutlaka bu ikisinden birini seçmek durumundayız. İkisinden birini seçmezsek düzelmemiz hiç mümkün değil. Peki o zaman... ?

 

Bir kaç on yıldır dillere pelesenk edilmesine rağmen kimi islami kavramlar maalesef tam anlamıyla anlaşılmadan veya özümsenmeden tüketilmiştir.



Böyle bir girişten sonra "öze dönüş" ne demektir, bunu açıklamaya gayret edelim:



Öze dönüş; fıtrata dönüştür.. Öze/fıtrata dönmek ise Kur'an'a dönmek demektir. Zira Kur'an, Fatır olan Allah'ın fıtratlara uygun kelamıdır.. Fatır olan Allah'dır, fıtratları düzenleyen. Ve yine O'dur, fıtratlara uygun vahiy gönderen...



İnsanoğlu her nedense suçu da kurtuluşu da hep dışarıda arayagelmiştir. Suçu dışarıda arayagelmiştir... Zira hata yaptığında veya unuttuğunda 'şeytan bana unutturdu' der. (18 Kehf 63) Şeytan'a bulur kabahati. Veya 'yahudi' der, 'siyonizm' der, 'mason' der vs... Ama hep bir başkasıdır suçlu olan. Kendi nefsine zerrece toz kondurmaz. İçten çürüyüp devrilmiş bir ağaç ta dile gelseydi herhalde kabahati 'rüzgar'a bulurdu. Halbuki rüzgar aslında bir sonuçtur, sebep değil. Asıl sebep, içten çürümedir, yozlaşmadır..

 

İnsanoğlu öyle küstah bir gurura sahiptir ki, hatasını kabullenmeyi o lanet olası küstah gururuna/nefsine yedirememektedir her nedense. Oysa insana düşen en akıllıca şey, kendileri bize örnek gösterilen (7 A'raf 28, 20 Taha 114>115) insanlık dünyasının sorumlu ilkleri olan atalarımız Adem ve eşinin yaptığı gibi yapmaktır:

 

"Ey Rabbimiz, dediler, biz öz nefislerimize zulmettik. Eğer bizi affetmez, bize acımazsan elbette ki hüsrana uğrayanlardan olacağız." (7 A'raf 23)



Görüldüğü gibi bu ilk günah olayında Adem ile eşi suçu şeytana yüklemek yerine nefislerine yüklemişler, kendileri üstlenmişlerdir ki; onların oğulları olan bizler için bu ilk örneklik büyük bir kıymeti haizdir.

 

İnsanoğlu kurtuluşu da dışarıda arayagelmiştir... Zira hep, bir kurtarıcı; bir mesih, bir mehdi, bir müceddid vs.. bekleyedurmuştur. Oysa Fatır olan Allah fıtratlara, kurtuluşun da, nefislerden başlaması gerektiği reçetesini sunmuş, kurtarıcıyı dışarda aramakla değil kendimizde, kendi içimizde bulabileceğimiz gerçeğini bizlere vahyetmiştir: Gerçek şu ki Allah, bir toplumun durumunu, onlar kendi nefislerinde olanı değiştirmedikçe, değiştirmez. (13 Ra'd 11)

 

Görüleceği gibi değişim, dolayısıyla kurtuluşa erişmenin yolu da nefislerde başlamalıdır. Kurtarıcı ve kurtuluşu da dışarıda, dışımızda değil içimizde aramalıyız. Yazının devamında nasib olursa Kur'an'a dönüş ele alınacaktır.....

Sevgi ile kalınız.......

 

En Doğrusunu ALLAH Bilir. Hatalarımızdan, HATADAN BERİ OLAN'a sığınırız.

 

Son Güncelleme ( Cuma, 09 Mayıs 2008 22:48 )
 

Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License.